Esaret 382 Orhun acompanha Hira e Sarah ate o hospital 382 PARTE1
Geçmişin karanlık gölgeleri ve bitmek bilmeyen hesaplaşmalar, Demirhanlı malikanesinin bahçesinde trajik bir namlunun ucundan çıkan ateşle bir kez daha can buluyor. Hira ve Orhun, atlattıklarını düşündükleri tehlikenin sıcaklığıyla birbirlerine sarılmışken, arkalarında acımasızca doğrulan namluyu fark edemezler. Çıkan arbedede sıkılan hain kurşun, küçük Sara’yı hedef alır. Küçük kız, annesi Hira’nın kolları arasında kanlar içinde kalarak bilincini kaybederken, feryat eden Hira’nın çaresizliği gökyüzünü yırtar.
O esnada sadık koruma Demir, saldırganın üzerine atlayarak onu etkisiz hale getirmek için sert bir yumruklaşmaya girer ve suçluyu bayıltarak silahını elinden almayı başarır. Korku içindeki Hira, Sara’nın dinmeyen kanamasını görerek paniğe kapıldığında, Orhun soğukkanlılığını koruyarak duruma müdahale eder. Kurşunun sadece bir sıyrık olduğunu tespit eden Orhun, uşaklardan temiz bir bez isteyerek ilk tamponu yapar ve zaman kaybetmeden küçük kızı kucaklayıp acil servise doğru yola çıkar.
Hastaneye ulaştıklarında yankılanan “Doktor yok mu?” çığlıkları, yarım saattir durdurulamayan kanamanın getirdiği mutlak bir dehşetin kanıtıdır. Müdahale odasına alınan Sara’nın durumu doktorlar tarafından kontrol altına alınırken, dışarıda bekleyen Orhun, Hira’yı teselli etmek için ona yaklaşır ancak genç kadının ürkek ve mesafeli tavrıyla sarsılır. Bu sırada Orhun, evlilik planları yaptığı ancak yarı yolda bıraktığı Daphne’den gelen ısrarlı aramaları gözünü kırpmadan reddederek tüm dikkatini Hira ve kızına verir.
Güvenlik müdürü Erhan’ı arayarak hastanenin giriş çıkışlarının ablukaya alınmasını ve saldırganın arkasındaki sır perdesinin aralanmasını emreder. Polisin suçluyu çoktan tutukladığını ve şirketin avukatlarının devrede olduğunu öğrenen Orhun, bu suikast girişiminin Eda ile olan karanlık bağlantılarını çözmek için soruşturmayı derinleştirir. Doktorun odadan çıkarak Sara’nın hayati tehlikeyi atlattığını ve uyutulduğunu müjdelemesiyle Hira, derin bir nefes alarak Tanrı’ya şükreder ancak yaşadığı stres nedeniyle geçici bir baygınlık atlatır.
Madalyonun diğer yüzünde, Demirhanlı konağında ise güç savaşları ve intikam soğukluğu hakimdir. Kahya Sultan, dernek işlerini hatırlattığında Afife Demirhanlı, tüm randevularını büyük bir kararlılıkla iptal eder. Orhun’un Hira’yı kurtarmak adına yaptığı ani seyahat hamlesini kendi lehine yorumlayan kibirli anne, o kadının nihayet hayatlarından çıktığına inanmaktadır. Afife, oğlunun artık Demirhanlı soyadına yakışır, asil ve temiz bir hayata adım atacağını, geçmişin zehrinden tamamen arınacağını düşünerek zafer sarhoşluğu yaşar. Ancak hastane koridorunda işler onun planladığı gibi gitmemektedir.
Hira’ya her türlü korumayı sağladığını söyleyen Orhun, “Artık beklemene gerek yok, kocam birazdan burada olur” cevabıyla adeta kalbinden vurulur. Filmin bu ilk perdesi, ilaçların etkisiyle uyuyan kızına sarılan çaresiz bir anne, gururu kırılmış ancak aşkından vazgeçemeyen bir lider ve konakta örülen kibir duvarlarının gölgesinde, yaklaşmakta olan büyük fırtınanın sinyalleriyle son bulur.
