Esaret 171 – Dobro je što si ti mene pronašla…2.deo

Bu sahne, dışarıdan bakıldığında özlem ve sevgi dolu bir aile tablosu gibi görünse de, aslında malikanenin üzerinde dolaşan büyük bir aldatmacanın ve trajik bir unutuluşun en net fotoğrafıdır. Hira’nın henüz hafızasının yerine gelmemiş olması, yaşadıkları bu karavan yolculuğunun aslında huzur arayışından ziyade, geçmişten kaçışın ve “yok olan bir benliğin” etrafında örülen sahte bir huzurun simgesidir. Hira ve yanındaki adam arasındaki o tedirgin edici yakınlık, seyirciye bir aşkın güzelliğini değil, aslında bu aşkın bir hafıza boşluğuna mahkum edilmiş olmasının getirdiği ağırlığı hissettiriyor.Esaret 171 - Dobro je što si ti mene pronašla...1.deo - YouTube

Hira’nın “İyi ki buldun beni” şeklindeki naif itirafı, aslında kendi sonunu hazırlayan bir tuzağa düşüşü temsil ediyor. Karşısındaki adamın ona olan bakışları, sevgiden ziyade, bir şeyi koruma çabasıyla harmanlanmış bir suçluluk duygusunu barındırıyor. Telefonun çalması ve Ali’nin araya girmesi, o gergin ve duygusal anı bir süreliğine bölerek, aslında karakterlerin yüzleşmekten korktukları “gerçek dünyaya” kısa bir pencere açıyor. Ali’nin saf çocuksu sevgisi ve Hira’yı özlemesi, Hira’nın aslında hiç hatırlayamadığı o kimliğe dair tek gerçektir; ancak bu durum aynı zamanda Ali’nin de bu büyük yalanın bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Karavan yolculuğu, Hira’nın geçmişini hatırlamaması üzerine kurulu bir hapishane aslında; çünkü bu yolda gidilen her kilometre, Hira’nın kendi gerçekliğinden daha da uzaklaşmasına neden oluyor.

İşin trajik boyutu, Hira’nın hafızasının neden gelmediğinde gizli. Sahne aralarındaki o saniyelik duraksamalar, Hira’nın aslında zihninin bir köşesinde bir şeylerin “yanlış” olduğunu hissettiğini, ancak bu adamın ona sunduğu “güvenli sahteliğin” içinde eriyip gittiğini fısıldıyor. Telefon görüşmesi bittiğinde ortaya çıkan o yalnızlık ve hüzün, aslında malikanenin koridorlarında saklanan karanlık bir sırrın dışavurumu. Hira’nın saçındaki bir teli almak gibi basit bir jest bile, aslında adamın onu ne kadar yakından izlediğinin ve aslında ne kadar “kontrol altında” tuttuğunun bir göstergesi.Esaret 300- Orhun upisao Hiru na kurs...

Spoiler’ın en can alıcı noktası ise şu: Hira’nın hafızası yerine gelmeye başladığında, bu karavan yolculuğu ve yaşanan o “romantik anlar” bir anda bir kabusa dönüşecek. Hira, kendisine “seni buldum” diyen kişinin aslında onu “kendi dünyasına hapseden kişi” olduğunu anladığında, aralarındaki o kutsal bağ dedikleri şey tuzla buz olacak. Ali’nin okula gitmesi ve “çok eğleniriz” vaatleri, aslında yaşanacak büyük yüzleşmenin yarattığı çocuksu bir kalkan. Hira iyileşmek istiyor ama iyileştiği an, bu adamın elinden tutarak çıktığı o yolculuğun aslında bir kaçırılma ve unutulma serüveni olduğunu fark edecek. Bu yolculuk bir kavuşma değil, hafızanın geri dönmemesi için verilen sessiz bir savaşın cephesidir. Ve ne yazık ki, zafer Hira’nın değil, ona sahte bir geçmiş hediye edenlerin olacaktır.