Esaret 388 Orhun surpreende Hira ao leva-la ao Antigo quarto do casal e Irrita afife
Konakta yaşanan büyük gerilimin ardından İra’nın fenalaşıp Orhun’un kollarında bayılması, herkesin hayatını değiştirecek yeni bir dönemin başlangıcı olur. Orhun, genç kadını hemen eski odalarına götürür ve başından bir an bile ayrılmaz. İra’nın yüzüne korkuyla bakarken ona iyi olacağını söyler, artık onu koruyacağına dair sessiz bir söz verir. Ancak bu sahneye uzaktan tanıklık eden Afif’in öfkesi giderek büyür. Çünkü oğlunun, yaşanan tüm olaylara rağmen hâlâ İra’dan vazgeçemediğini açıkça görür.
Bir süre sonra İra gözlerini açtığında kendisini eski yatak odasında bulur. Odanın her köşesi ona geçmişte Orhun’la yaşadığı mutlu anıları hatırlatır. Ama aynı zamanda uğradığı acıları, terk edilmişlik hissini ve ihaneti de yeniden canlandırır. Orhun’un ona yardım ettiğini öğrendiğinde ise öfkesini gizleyemez. Ona bir daha asla dokunmamasını söyler. Hatta ölmek üzere olsa bile kendisini yerde bırakıp gitmesini ister. Çünkü Orhun’un geçmişte onu yalnız bıraktığını düşünmektedir.
Bu sert sözler Orhun’u derinden yaralar. Genç adam, İra’yı kendisinden uzaklaştırdığı günün pişmanlığını yeniden hisseder. Ancak hâlâ annesi Afif’in İra’ya neler yaptığını tam olarak bilmediği için, sevdiği kadının neden bu kadar kırgın olduğunu anlayamaz. İra’nın içinde taşıdığı öfke, yalnızca terk edilmekten değil, uğradığı büyük haksızlıklardan kaynaklanmaktadır.
Bu sırada Afif, İra’nın yeniden Orhun’a yaklaşmasından büyük korku duyar. Hizmetçi Sultan’a, genç kadını hemen odadan çıkarmasını emreder. Sultan bunu yaptığını söylese de Afif bunun hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini fark eder. Çünkü asıl sorun İra’nın odada olması değil, hâlâ oğlunun kalbinde yaşıyor olmasıdır. Afif, tek bir kıvılcımın bile onları yeniden bir araya getirebileceğini düşünür ve bu ihtimal onu çılgına çevirir.
İra kısa süre sonra yeniden temizlik yaparken görülür. Onu bu halde gören Orhun büyük bir öfkeye kapılır. Daha önce çalışmasına izin vermeyeceğini söylemesine rağmen neden hâlâ hizmetçi gibi davrandığını sorar. İra ise acı bir ifadeyle yalnızca onun çalışanı olduğunu, kendisine de öyle davranması gerektiğini söyler. Ancak Orhun bu sözleri kabul etmez. İra’nın hiçbir zaman sıradan bir çalışan olmadığını, olamayacağını açıkça dile getirir.
İkili arasındaki bu konuşma sırasında duygular yeniden yüzeye çıkar. Orhun’un bakışları, İra’yı bir hizmetçi olarak görmeye dayanamadığını ortaya koyar. İra ise onun hâlâ kendisini sevdiğini anlar, fakat içindeki yaralar kapanmış değildir. Bu nedenle doğru zamanı beklemeye karar verir. Orhun hapisteyken Afif’in kendisine yaptıklarını anlatacak ve yaşlı kadının gerçek yüzünü sonunda ortaya çıkaracaktır.
Böylece hikâye, yalnızca eski aşkın yeniden alevlenmesini değil, aynı zamanda büyük sırların ortaya çıkacağı sert bir hesaplaşmanın yaklaşmakta olduğunu gösterir. İra’nın sessiz kalışı geçicidir. Gerçekler açığa çıktığında hem Afif’in kurduğu düzen çökecek hem de Orhun sevdiği kadının yıllarca nasıl acı çektiğini öğrenerek geri dönüşü olmayan bir vicdan azabıyla yüzleşecektir.
