Esaret 420 “PAI NÃO ABANDONA UM FILHO” Orhun faz promessa a Hira e sara
Malikanenin duvarları o gece ilk kez bu kadar ağır bir korkuyla yankılanıyordu. Herkes yaklaşan felaketin farkındaydı ama hiç kimse bunun geri dönülmez sonuçlar doğuracağını tahmin etmiyordu. Sara’nın gözlerindeki korku, evdeki sessizliği paramparça eden tek şeydi. Küçük kız, babasının başına kötü bir şey geleceğini hissediyor, bu yüzden gözyaşlarını tutamıyordu. Ira ise çaresizlik içinde etrafta dolaşıyor, Ecta’nın malikaneden ayrılmasına engel olunması için yalvarıyordu. Çünkü dışarıda onu bekleyen şey yalnızca bir hesaplaşma değil, açık bir ölüm tuzağıydı.
Tam bu sırada Orun her şeyi fark eder. Sara’nın konuşmaları gizlice dinlediğini görünce küçük kıza yaklaşır. Dizlerinin üzerine çöker, onun ellerini tutar ve sakin bir sesle hiçbir şey olmayacağına dair söz verir. “Bir baba çocuğunu asla yalnız bırakmaz” derken aslında bilmeden kendi kaderine dokunduğunu anlamaz. Çünkü Sara’nın gerçek babası odur. Ancak bunu bilen yalnızca Ira’dır. Kadın, Orun’un kızına karşı hissettiği korumacı duyguları gördükçe daha da sarsılır. Gerçek ortaya çıkarsa her şey değişecektir ama o an için tek önemli olan Ecta’nın hayatta kalmasıdır.
Fakat korkulan olur. Orun silahını alıp malikaneden ayrılmaya hazırlanırke
n annesi Afif onu durdurmaya çalışır. Gözlerinde büyük bir endişe vardır. Oğlunun geri dönmeyebileceğini hisseder. Ancak Orun kararını vermiştir. Ira kolundan tutup neden bunu yaptığını sorduğunda verdiği cevap herkesi derinden etkiler: “Bir kız çocuğu babasını bekliyor. Bunu onun için yapıyorum.” Bu sözler Ira’nın kalbine işler. Çünkü Orun aslında kendi kızını kurtarmak için ölüme yürüdüğünün farkında değildir.
Gece karanlığında başlayan kovalamaca kısa sürede silahlı çatışmaya dönüşür. Taskin’in adamları her yeri kuşatmıştır. Kurşun sesleri arasında Orun sonunda Ecta’yı görür. Tam onu kurtarmaya çalışırken büyük bir trajedi yaşanır. Ecta vurulur. Kanlar içinde yere düşerken Orun çaresizlik içinde ona doğru koşar. Onu ayakta tutmaya çalışır, defalarca direnmesini söyler. “Sara için dayan!” diye bağırır. Çünkü verdiği sözü tutamazsa küçük kızın dünyası tamamen yıkılacaktır.
Ancak Ecta’nın gözleri yavaşça kapanmaya başlar. O an Orun ilk kez gerçekten korkar. Çünkü ölüm yalnızca bir insanı değil, geride kalan herkesin umutlarını da götürmektedir. Eğer Ecta ölürse Sara’nın kalbi parçalanacaktır. Ira ise sevdiği iki adam arasında sıkışıp kalacaktır. Üstelik gerçek babanın kim olduğu sırrı artık sonsuza kadar gömülme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Filmin en sarsıcı anı ise Orun’un, ölümle yaşam arasında kalan Ecta’yı kollarında taşırken yaşadığı vicdan hesaplaşması olur. Çünkü artık yalnızca bir hayat kurtarmaya çalışmıyordur. O gece aynı zamanda kendi geçmişiyle, sevgisiyle ve bilmeden bağ kurduğu kızının kaderiyle yüzleşmektedir. Ve herkes şunu anlar: Bazı sözler insanı hayatta tutar, bazılarıysa onu geri dönüşü olmayan bir karanlığa sürükler.
